İran Savaşı ve Küresel Kuşatma: Kuşak ve Yol Girişimi'nin Direnç Testi ve Çok Kutupluluğun Geleceği

ABD ve İsrail'in 28 Şubat 2026'dan bu yana İran'a yönelik yürüttüğü kapsamlı askerî harekât, yalnızca Orta Doğu'da değil, küresel jeopolitik fay hatlarında sismik bir sarsıntı yaratmaktadır. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması ve yüzlerce ticaret gemisinin Basra Körfezi'nde mahsur kalması, krizin boyutlarının yerel sınırları çoktan aştığını göstermektedir. Karşı karşıya olduğumuz durum; küresel tedarik zincirlerinin, enerji güvenliğinin ve en önemlisi Asya'nın yükselişinin kasıtlı olarak hedef alındığı bir kuşatma stratejisinin en sert aşamasıdır.

Kuşatmanın Stratejik Örüntüsü: Venezuela'dan İran'a

Geniş bir perspektiften bakıldığında, Kuşak ve Yol Girişimi'nin (BRI) ilanından bu yana, projenin deniz, kara ve demiryolu güzergahları üzerinde sistematik olarak yeni krizler yaratılmaktadır. Tıpkı Venezuela operasyonunda olduğu gibi, BM kararı olmaksızın girişilen İran'a yönelik bu yıkıcı müdahalenin de temel motivasyonu, Çin'in enerji ve ticaret bağlantılarının tahrip edilmesidir. Her iki ülke de Çin'in en kritik enerji tedarikçileri arasındadır. ABD, Çin'i giderek daralan bir çemberin içine hapsetmeye çalışmaktadır. Savaş nedeniyle fırlayan enerji fiyatları, enerjide dışa bağımlı ülkelerin üretim maliyetlerini katlayarak küresel ticareti şimdiden sekteye uğratmaya başlamıştır.

Bölgesel Dinamikler: İtidalli Aktörler ve Provokasyon Riskleri

Bölge ülkelerinin doğrudan savaşa dahil olması veya bir kara harekatının başlaması mevcut konjonktürde oldukça düşük bir ihtimaldir. Böyle bir senaryo hem bölge ülkeleri hem de ABD-İsrail bloku için altından kalkılamayacak kayıplara yol açacaktır.

Öte yandan, ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkeleri savaştan olumsuz etkilenseler de, gidişata yön verme kapasitesinden yoksundur. Ancak bu çaresizlik hali, Körfez başkentlerini istikrar ve barış inşası konusunda Çin ile çok daha derin bir yakınlaşmaya itebilir. Avrupa'da ise hem hükümetler hem de kamuoyu, BM kararı olmaksızın başlatılan bu tek taraflı müdahaleye karşı giderek artan bir rahatsızlık içindedir.

İran'ın bugüne kadar doğrudan hedef almadığı Türkiye ve Azerbaycan'ın çatışma alanının dışında kalması rasyonel olandır. Türkiye, başından beri taraflara itidal çağrısı yaparak krizin yatıştırılması için diplomatik ağırlığını koymaktadır. Ancak İsrail'in savaşı bölgeselleştirme arzusu, bölge ülkelerini çatışmaya çekmek için planlanabilecek muhtemel false flag operasyonlarına karşı en üst düzeyde teyakkuzda olmayı gerektirmektedir. Ayrıca, ABD ve İsrail'in İran içindeki etnik grupları kışkırtma çabaları şu aşamada sonuçsuz kalmıştır; Tahran yönetimi içerideki otoritesini ve bütünlüğünü koruma kabiliyetini sürdürmektedir.

Küresel tedarik zinciri mimarisi, son birkaç yıl içinde benzeri görülmemiş bir daralma yaşamıştır. İlk olarak, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa'yı Asya'ya bağlayan Kuzey Koridoru ağır bir şekilde sekteye uğramış ve işlevini büyük ölçüde yitirmiştir. Şimdi ise 28 Şubat 2026'da başlayan İran Savaşı ile birlikte, Güney Koridoru tıkanmış ve HürmüzKızıldeniz deniz hatları sivil denizcilik sigortalarının çökmesiyle felç olmuştur.

Tüm bu jeopolitik enkazın ortasında, Hazar geçişli ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan Orta Koridor, BRI açısından mevcut koşullarda sadece bir alternatif değil; ayakta kalan en güvenli ve en hayati ticaret rotası haline gelmiştir. Bu tarihsel kırılma, Orta Koridor'un kapasitesinin ivedilikle artırılmasını ve bu hattaki istikrarın sadece bölge ülkeleri tarafından değil, koridorun Batı ve Doğu ucundaki ülkeler tarafından da muhafaza edilmesini büyük bir zorunluluk kılmıştır. Krizin yarattığı bu tablo, Çin ve Türkiye arasındaki altyapı yatırımlarının, gümrük entegrasyonlarının ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için zorunlu bir pencere açmıştır.

Öneri ve Tahminler

Uluslararası piyasa verileri, krizin derinleştiğine işaret etmektedir. Savaşın uzaması ihtimaline karşı bölge güvenliği, ekonomik istikrar ve BRI'nın geleceği bağlamında şu adımlar ve senaryolar öne çıkmaktadır:

  • Bölge Güvenliği ve İstikrar Mekanizmaları: Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ve İran rotaları belirsiz bir süreyle sekteye uğramıştır. Bu durum, Türkiye'nin Irak üzerinden körfeze bağlandığı Kalkınma Yolu projesi ile Orta Koridor'un birbirine entegre edilmesini ve bölgesel aktörlerin bu rotalarda ortak güvenlik kalkanları oluşturmasını gerektirmektedir. Çatışmanın çevre ülkelere sıçramaması için Türkiye ve Çin gibi ülkelerin öncülüğünde yeni bir diplomatik arabuluculuk bloku kurulmalıdır.
  • Ekonomik İstikrar ve Finansal Önlemler: Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla petrolün varil fiyatının hızla yükselmesi, dünyayı 2008 benzeri bir enflasyonist şoka ve resesyona sürükleme riski taşımaktadır. Rusya'nın bu petrol krizinden kısa vadeli bir gelir elde etmesi beklenirken, Atlantik bloku dışındaki ülkelerin enerji ve lojistik maliyetlerini dengelemek için alternatif ticari ve finansal çözümler geliştirmesi gerekmektedir.
  • Olası Senaryolar: Savaşın yıpratma savaşına dönüşerek uzaması durumunda, ABD'nin bölgedeki varlığı Körfez müttefikleri nezdinde sorgulanır hale gelecektir. Bu senaryo, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeleri güvenlik mimarilerini Batı'dan kademeli olarak uzaklaştırmaya itecektir.

Bu savaş, Batı merkezli finansal ve güvenlik mimarisinin küresel güney için ne denli büyük bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Doların silahlaştırılması ve keyfi askeri müdahaleler, Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS gibi platformların genişleme ve derinleşme perspektifini kaçınılmaz olarak hızlandıracaktır. Ülkeler, SWIFT alternatiflerini ve yerel para birimleriyle ticareti daha fazla gündemine alacaktır.

Sonuç: Çin İçin Proaktif Politika Zorunluluğu

Tüm bu tablo, Çin Halk Cumhuriyeti için net bir mesaj barındırmaktadır: ABD'nin kuşatma ve zayıflatma girişimleri karşısında izleyici kalmak veya salt ekonomik tepkiler vermek artık yeterli değildir. Çin, yükselen küresel gücüne uygun şekilde, dış tehditlere karşı caydırıcı önlemler almaya; daha etkin, proaktif ve kalkan vazifesi gören bir dış politika mimarisi inşa etmeye zorlanmaktadır.